M. Toga

0 not

KAVUN KARPUZ ÜRETİCİLERİ AĞLIYOR!

Alıcı bulamamaktan yakınan Gölmarmaralı kavun karpuz üreticileri kan ağlıyor.

GÖLMARMARA // 11 Ağustos 2014 // TOGA

Bu yıl alıcı bulamayan kavun karpuz üreticileri mahsulün tarlada kalacağından korkuyor. Gölmarmar’a açık hava halinde müşteri bekleyen çiftçiler karpuzun kilosunun 8-9 kuruşa düştüğünü ama alıcı bulmadıklarının söylediler.

Otuz yıldır kavun karpuz üreticliği yaptığını belirten Mehmet Emin Çonan bu seneki kadar kötü bir sezon geçirmediklerini söyledi. Çoban; “Gördüğünüz gibi halde römorklar dolusu kavun karpuz müşteri bekliyor. Fiyatlar kiloda 8 kuruşa kadar düştü. Ne alan var ne satan. Bir römork karpuz yaklaşık 5,5 ton geliyor. Römorkunu 150 Tl den ancak satabiliyoruz, onu da bin naz ile alıyor toptancılar. Halde üç günden fazla müşteri bekleyenler var eğer böyle giderse güneş altında suran karpuzlar ulacaklar, çöpe atmak zorunda kalacağız” dedi.

KARPUZCULAR KAN AĞLIYOR, KAVUNCUKAR BEKLEMEDE!

Dünyanın en lezzetli kavunlarını yetiştirdiklerini söyleyen Yunus Ayhan; Gölgarmara kavunu Kırağaç gibi Türkiye’nin her yerinde arananlardan. Gölmarmara’nın kavunda ciddi potansiyеli var. Gölü, suyu, günеşi, toprağı kavun üretimi için çok uygun. Bu yıl iklimin de uygun gitmesiyle üretimimiz rekor düzeyde oldu ama piyasa kötü. Pazar yok alıcı yok! Parekentecilerde kiloso 1 TL olan kavunları biz toptan 30 kuruşa satıyoruz ama alıcı bulamıyoruz. Aslında sattığımız bu fiyat ancak masraflarımız karşılıyor. Halde müşteri bekleyen römoklara bakın çevresinde bir tane satın almak için müşteri var mı? Böye giderse mahsullerimiz tarlada kalacak. dedi.    

Kayıtlı olduğu alan kavun karpuz

0 not

KAPALI CEZA VE TUTUK EVİ İFTAR PROGRAMI DÜZENLEDİ

Salihli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından organize edilen iftar programına Ceza İnfaz Kurumu personeli, hükümlüler, daire amirleri ve devlet protokolü katıldı.

SALİHLİ//12 Temmuz 2014//TOGA

Kapalı Ceza ve Tutuk Evi İftar Programına Salihli Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, Belediye Başkan Yardımcısı Yalım Şenkaya, Cezaevi Müdürü Ömer Ateş, Salihli Müftüsü Nurullah Sadıç, İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Dilek, Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Toprak, Halk Eğitim Müdürü Kamil Erbay, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Rıza Gülmez, Halk Eğitim Merkezi Müdürü Bünyamin Aydın, İlçe Kültür Müdürü Mehmet Bilgin, Cezaevi Savcısı Mehmet Duran Yılmaz, Cezaevi 2. Müdürü Hüseyin Güngör, Cezaevi 2. Müdürü Ahmet Çalışkan, Cezaevi 2. Müdürü Celal Şen, Cezaevi din görevlisi Bilal Ayaz, Kurum Öğretmeni Hurşit Kayhan, Halk Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet Buram, Halk Eğitim Müdür Yardımcısı Fikret Kiraz, Milli Egemenlik Ortaokulu Müdürü Salim Ateş, Salihli Öğretmen Evi Müdürü Mahmut Yenen, Kudret Demir İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Hüseyin Kozak, eşi Nezahat Kozak ve Salihli Sanat Dostlarından Ahmet Otman, Sedat Günay, Cem Yıldırım ve Mustafa Toga katıldılar.

Salihli Kaymakamı Ertan Peynircioğlu ve Belediye Başkanı Zeki Kayda’nın başka programları olmasından dolayı katılamadığı iftar yemeğinde bir konuşma yapan Başsavcı İlyas Yavuz; “Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun hazırladığı bu güzel akşamda kurum personelimiz, mahkum kardeşlerimiz, daire amirlerimiz ve değerli misafirlerimizle birlikte olduğumuz için çok memnunuz. Ramazan ayının manevi havasını hep birlikte yaşıyoruz. Ramazan ayı, sevginin, hoşgörünün ve paylaşmanın doruğa çıktığı ve bereketin bol olduğu bir aydır. İftar programına katılan tüm konuklara teşekkür ederim” dedi. 

İFTAR SEVİNCİNİ BERABER YAŞADILAR

İlçe Müftüsü Nurullah Sadıç’da yaptığı konuşmasında, Ramazan ayının bizlere vermiş olduğu coşkuyu, kardeşliği ve iftar sevincini beraber yaşayıp beraber idrak etmek olduğunu belirterek, aynı zamanda da Allah-ü Teala Hz. Muhammed Mustafa’nın muhabbetiyle bizleri buluştursun. Tutuklu kardeşlerimize de en kısa zamanda buradan kurtulmak nasip etsin” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından sahneye mahkumlardan Mehmet Yaprak ve Elvan Boztepe gelerek ilahi söylediler.  İlahilerle duygulu anlar yaşayan misafirler Şair Ahmet Otman’ın Sanat Dostları adına okuduğu “İki yakamı bir araya getirdin kravat” isimli şiiri iftar akşamına ayrı bir atmosfer kattı.

0 not

TOGA’DAN YOL HİKAYELERİ “KÜTAHYA”

                                                           3-6 Temmuz 2014

Bu seferki gezimiz çinileri ile meşhur Evliya Çelebi’nin memleketi Kütahya. Anadolu’ da ki beş şehrin ortasında  bulunan Kütahya deyince aklımıza başka neler geliyor. 46 bin öğrencisi bulunan Dumlupınar Üniversitesi,  Porsuk ırmağının çıktığı topraklar, Kurtuluş Savaşına damgasını vuran 30 Ağustos Dumlupınar Meydan Muhaberesi, 6 bin askerin eğitim gördüğü Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı, Kütahya Porselen ve Güral Porselen, Tarihi Kütahya yapıları, Eski camiler, Hisar Kalesi, kaplıcaları ve  Sevgi Yolu…

Sabah saat 10:00 da çıktık yola. Daha önce bilgisayardan yol haritasının krokisini çıkardık. Kilometre olarak 269 km ve zaman olarak 3 saat 44 dakika diyor. Yol güzergahı Uşak Organize Sanayii’den ayrılıp Gediz üzerinden gidelim, dönüş ise Aslantaş, Dumlupınar üzerinden olsun dedik.

KÜTAHYA’YA GİDİŞ

İzmir - Ankara Otobanı (Asfaltı) çift gidiş, çift geliş akıyor yağ gibi. Kula’yı geçince dağları tırmanmaya başladık. Salihli’de rakım 150 ama Uşak’a yaklaştıkça başladı serinlik. Rakım 900 leri buldu. Yol kenarındaki çam ormanlarının arasından üfül üfül serinlik esiyor. Uşak Organize Sanayi girişinde ki yol ayrımında saptık Gediz istikametine. Yol tek gidiş geliş ve dar. Tek tük arabalar gelip geçiyor. Yol sakin bu demek kaza riski çok az. Yol Gediz ırmağı vadisi boyunca gidiyor. Kavşaklar da az da olsa akan suyu görebiliyoruz… Dağlar ağaçlık. Doğa burada cömert  yeşilin her tonunu görebiliyoruz. Küçük küçük hektarlara bölünmüş ekin tarlalarıyla karşılaşıyoruz. Bagzı tarlalar biçilmiş herhalde onlar arpa çünkü buğdaylar daha geç biçiliyor. Ama tahıllar güçsüz boyları 40 cm geçmiyor. Dönüme ancak 70 kg mahsul ancak verir çok az fakat Gediz ovasında, Nazilli ovasında dönümde 600 kg’e kadar kaldıranlar oluyor.

Karşıdan Kütahya-Gediz-İzmir yolcu otobüsleri gelip geçiyor. Hep yokuş yukarı tırmanıyoruz. Tırmanma bitiyor, düz bir platoya geldiğimizde GEDİZ İlçesini yaklaşıyoruz. Ana yoldan ayrılıp şehrin içine sapıyoruz. Durup bir süpermarketten alış veriş yapıyoruz. Nüfusu 21.000 ve bizde bırakan ilk intiba yeşili bol pırıl pırıl bir şehir. Birkaç fotoğraf çektirdikten sonra fazla durmuyoruz. Çavdarhisar istikametine doğru yolumuza devam ediyoruz. Emet, Hisarcık, Eskigediz tablasının önünde durup fotoğraf çektiriyoruz. Aklımıza Eskigediz içeride kalıyor. Gediz depremi geliyor akla.  1970 yılında Gediz depreminde çok büyük acılar yaşanmıştı. 1.086  kişinin öldüğü söyleniyordu. 3.500 ev tamamen yıkılmış ve 10.600 den fazla bina hasar görmüştü. Bu acılarımız tazelendikten sonra tekrar tırmanmaya başlıyoruz. Bazen yol  çift geliş gidiş oluyor ama çok geçmeden tekrar tek yola düşüyoruz. Derken uzaktan Çavdarhisar görülüyor. Baldız Semra’nın oğlu Mehmet Eren Keskinoğlu Tavukçuluk Şirketinde Çavdarhisar’da 2 yıla yakın çalışmıştı. Hiçte memnun değildi. Şimdi Denizli’ye bölge müdürü olarak atandı. Ana yoldan ayrılıp 2 km kadar sonra şehre giriyoruz. İç Anadolu’nun tenha yerlerinden birisi. Yani mahrumiyet bölgesi Nüfus 2.500 civarında. Bir iki fotoğraf çektikten sonra daha fazla durmayıp Hacıkebir kasabasına doğru ilerliyoruz. Burada yol kenarındaki ağaçların gölgesinde durup öğle yemeğimiz yiyoruz. Yemek dediğimde yol azığı. “Yolcu yolunda gerek!” deyip toparlanıp devam ediyoruz. Dağlar bozkır, ağaçsız. Tırmanıyoruz habire tırmanıyoruz. Kütahya 30 km diyor az kaldı diyoruz. Son 15 km de yol çalışması var. Duble yol yapılıyor. İnişe geçtik artık. Arabanın otogazı bitiyorum sinyalları vermeye başlıyor. Buralar dağ başı benzinlik filan yok, dikkatli olmak lazım. Yokuş aşağı olduğu için fitesi boş alıp akaryakıttan tasarruf ediyorum. Afyon kavşağına gelince Kütahya’nın tabelasını görüyoruz. Arabayı durdurup hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Kütahya’nın Nüfusu 228.000 ama Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığında 6.000 asker, Dumlupınar Üniversitesinde 46.000 öğrenci bulunuyor. Şehir için büyük bir ekonomik getiri sağlıyorlar deyim yerindeyse “Bacasız Fabrika” çünkü Kütahya Porselen ve Güral Porselen’in dışarısında bir ağır sanayi yok. 

ÇİNİLERİN BAŞKENTİ KÜTAHYA

Sabah kahvaltısından sonra şehri biraz gezelim diyoruz. Nereden başlamalı? Üniversitesinden. Atlıyoruz arabaya şöyle 10 km kadar Tavşanlı-Balıkesir istikametine doğru gidiyoruz. 700 dönüm içerisindeki Dumlupınar Üniversitesi sınırlarına ulaşıyoruz.  Rehberimiz Hüseyin Altınata. Doğma büyüme Kütahyalı. 17 sene Salihli’de yaşamış ama yapamamış memleket toprağı geri çağırmış, dönmüş gelmiş baba toprağına. 12 yıldır da Üniversite personeli olarak çalışıyor. Üniversite alanı geniş arabayla dolaşıyoruz. Şurası Tıp Fakültesi, burası Fen-Edebiyat Fakültesi işte orası Rektörlük binası diyerek detaylı bilgiler veriyor. Fotoğraflarını çektiğimiz üniteleri şöyle sıralaya biliriz. Dumlupınar Üniversitesi Olimpik Yüzme havuzu, Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Kredi Yurtalar Kurumunun Öğrenci Yurtları, Özel Başaran Koleji ve Antik Tiyatro salonu, Hüsnü Özyeğen 2000 kişilik Kız-Erkek Öğrenci Yurdu, Yabancı Diller Yüksekokulu binalarının inşaatı, Dumlupınar Üniversitesi Üniversitenin 4000 kişilik Camisi, Üniversitenin oturmuş olduğu 700 dönüm alanda içinde sazan balığı bulunan 4 adet irili ufaklı yapılan suni gölden biri, Toplam 46.000 öğrencisi bununan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörlük binası, Bedesten Öğrenci kantini ve Personel Yemekhaneleri, Eski Rektörlük binası + Sürekli Eğitim Merkezi.

Üniversite ziyaretinden sonra Eskişehir yolu üzerindeki KİPA’nında içinde bulunduğu Kapalı Alış Veriş Merkezine (AVM) gidiyoruz. Kütahya’ya yakışmış daha doğrusu bir eksiğini kapatmış. Açık park alanında yüzlerce araba var. Tersata birer kahve içtikten sonra çevre yolundan dolaşıp şehrin içine doğru hareket ediyoruz. Önce eski Kütahya yerleşim alanından başlayalım diyoruz. Buram buram tarih kokuyor. Evrelin çoğu SİT alanında korunuyor. Şahıs malı olduğu için restora edilememiş çoğunluğu harabe halindeler. Yardım eli bekliyorlar. Kalesine çıkıyoruz buraya burada Kütahya Kalesi değil sadece “Hisar” diyorlar. Yine fotoğraflar çekiyoruz ve altlarına aşağıdaki notları düşüyoruz; 

Afyon girişinde ki Yunus Emre Mahallesi Çinili Camii, Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı girişindeki Kartal heykeli, Eski ayakkabı tamirciler sitesi, Kapan altı kuyumcular çarşısı, Çarşıdaki eski Kütahya hanları, Dönenler Camisinin Semazen (Mevlana) heykeli, Kütahya Müzesi, 1033 yıllık Tarihi “Ulu Camii”, Ulu cami şadırvanı, Kütahya “Hisar Kalesi”, Kütahya’nın meşhur çinileri, Hisar “Kütahya Kalesi”, Sevgi Yolu’ndaki özgürlük heykeli “Kütahya’nın amblemidir”, Kütahya’nın sembollerinden şehir merkezindeki “Çinili Vazo”, Eski belediye binası yerine yapılan park içindeki Kütahya’nın Efesi heykeli, Kütahya Saat Kulesi, Atatürk’ün ilk Kütahya’ya geldiğinde kaldığı ev “Halkbank restora ettirmiş”, Kütahya Vergi  Dairesi, Öz Kardeşler Fırını, 2001, 2002 ve 2003 doğumlu 3 akraba çocuğu Süleyman Şanlı, Ali Osman Altınata, Okan Toga.

Temmuz ayı olmasına rağmen Kütahya serin. İyi ki paltolarımızı almışız. Emekliler kenti Kütahya da yazın üç aylığına ev kiralayıp yaşamak var diyorum. Haşhaşlı ekmeği ve Hamursuz ekmeği meşhur. Tavşanlı’nın 41 çeşit leblebisi burada satılıyor. Kütahya stadyumu şehrim merkezinde kalmış ve bakımsız. Herhalde Kütahyaspor’un amatör liğde oynamasından kaynaklanıyor sanırım. Sarılara boyanmış Tren istasyonu hala tarihi yapısını koruyor. Kütahya halkının çoğunluğu mutaassıp. TBMM 5 milletvekili gönderiyor zaten beşi de AK Partili. Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu gibi ondan önceki üç halefi de AKP’liymiş. Kütahya, Anadolu’daki muhafazakarların kalesi durumunda. Her yerde ünlü Türk gezgini Kütahyalı Evliya Çelebi’nin izlerini görebilirsiniz. Devlet hastanesini adı bile Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak geçiyor. 

KÜTAHYA’DAN DÖNÜŞ

Planladığımız gibi dönüş güzergahını Altıntaş üzerinden gerçekleştiriyoruz. Amacımız Kurtuluş Savaşında bu vatan için canlarını vermiş Mehmetçiklerin şehit abidelerini de görmek böylece. Duble yol altımızdan karayılan gibi akıp gidiyor. Allah devlete millete zeval vermesin diyoruz. Tüyü bitmemiş yetim hakkı vergilerden toplanan paralarla yapılmış bu yollar, köprüler, tüneller. Kütahya’dan 40 km kadar sonra Kütahya 80. Yıl Cumhuriyet Ormanını geçtik, Afyon-Ankara kavşağına geldik. Kavşakta biz Altıntaş-Uşak istikametine sapıyoruz. Duble yol devam ediyor biraz gittikten sonra Altıntaş’dayız. Nüfus tabelasını görünce hayal kırıklığına uğruyoruz. Gözümüzde dağ gibi büyüttüğümüz Altıntaş 5.500 nüfusa sahip. Demek ki iş sahası yok. Yetişen gençlik duramamış, barınamamış doğup büyüdüğü baba ocağında, ekmek için yaban iller gitmiş. Gidende oralara kök salınmış ki geri dönmemiş. Şehre girmiyoruz çevre yoldan Dumlupınar’a doğru ilerliyoruz.  İlk önce karşımıza Zafertepeçalköy şehitlik abidesi çıkıyor ama uğramıyoruz buraya. D615 nolu yoldan ilerliyoruz karşımızda ki Tabelada Dumlupınar Şehitliği ve Dumlupınar İlçesi yazıyor. Hem o yöne sapıyoruz. Şehir merkezi küçücük, etrafta top, tüfek, Atatürk, asker heykelleri var. “1,5 km sonra şehitliğe varırsınız ordanda Ankara-İzmir otobanı çok yakın hemen ana yola inebilirsiniz” diyor Dumlupınarlılar. Anlı şanlı tarihimize damgasını vuran 30 Ağustos Dumlupınar Meydan Muharebesinin geçtiği yer olan Dumlupınar İlçesinin nüfusu ise sadece 1.300 kişi. Yerleşim alanı ile ilgili hiç bir şey sormuyoruz insanlara. Şehitliği geziyoruz. Bizimle beraber 20 ve 26 plakalı iki araba daha var park yerinde. Onlarda ailecek şehitliği geziyor. İki kulüfü, bir fatiha okuyoruz azizi şehitlerimizi ruhu için. Sadece 1 km uzağından geçen 10.000 lerce arabanın Ankara-İzmir yolcularına buradan seslenmek istiyorum. “İzmir-Ankara daha doğrusu Uşak-Afyon Otoban’ına 1,5 km mesafede DUMLUPINAR ŞEHİTLİĞİ. Lütfen 10 dakikanızı ayırıp arabanızın yönünü Dumlupınar’a çevirin. Bu vatan için seve seve canlarını veren şehitlerimizi ziyaret ediniz. Çünkü burada bir tarih yatıyor.” Şehitlik ziyaretinden sonra ana yola çıkıyoruz. Banaz’a gelince arabamıza akaryakıt almak için benzinliğe uğruyoruz. Burada biraz dinleniyoruz. Yolcu yolunda gerek. Uşak, Güre’ye uğradıktan sonra Kula’ya geliyoruz. Yol güzergahı üzerindeki Kula evlerinin, Peribacalarının ve sönmüş Volkanik dağların fotoğraflarının çekiyoruz. Dağlardan aşağı doğru süzülünce önümüzde ıpıl ıpıl parlayan Gediz Ovası beliriyor. Manisa toprakları oluğu belli zeytin ve üzüm bağları bize hoş geldiniz diyor sanki.!

Kayıtlı olduğu alan kütahya dumlupınar

0 not

SALİHLİ SANAT DOSTLARI SEZONU İZMİRLİ SANATSEVERLERİ AĞIRLAYARAK KAPATTI

İzmir’den gelen değişik gruplara ait Şair-Yazar ve Sanatçılardan oluşan 17 kişilik ekibi ağırlayan Salihli Sanat Dostları 2013-2014 sezonun kapattı.

SALİHLİ // 24 Haziran 2014// TOGA

Ahmet Otman, Sedat Günay, Gülgün Yalvaç, Mustafa Toga, Ahmet Boztaş, Emine Uysal, Hatice Değirmenci- Dirgen, Osman Özel, Hüseyin Karaman, Hakan Dirgen, Cem Yıldırım, Erol Aktaş’tan oluşan Sanat Dostları grubu Kamile Yeşiltepe’den oluşan İzmirli Şair-Yazar ve Sanatçılarla sanat, şiir, edebiyat dolu bir gün yaşadılar…

Grup adına konuşan Ahmet Otman; Bu sezon bizler için çok yoğun geçti. Bizim Ece 11. Şiir şölenininin yanı sıra Salihli Oda Seçimleri ve Yerel Seçimlerden dolayı bir çok başkan adayını, siyasetçiyide Sanat Dostları olarak ağırladık. İlçemizin sanat-edebiyat ve kültürel etkinliklerini masaya yatırdık. Bu konudaki görüş, düşünce ve önerilerimiz onlarla paylaştık. Sezon boyunca toplantılarımıza katılan, çalışmalarımıza öz veriyle destek veren şair, yazar, sanatçı arkadaşlarıma burdan tek tek teşekkür ediyorum. Bu son toplantımıza katılan başta Kamile Yeşiltepe, Nurten Can, Aynur Avcı, Turgut Önal, Aydan Erdurak, Aylin Özer, Tomris Snangil, Şenay Karadağ, Fatma Alper, Nezir Kırpıklı, Hatice Gencer, Gülcan Karakuş, Recep Karakuş ve diğer İzmirli Sanat Sever dostlarımıza hoş geldiniz diyorum,  dedi.

Şair ve söz yazarı Nurten Can’da; Siz değerli Salihlili Sanat Severlerle tanışmaktan çok mutlu olduk. Biz de sizleri İzmir’e bekleriz. Şiir ve müzik toplantılarımız her salı akşamı Hatay Nokta, Tansaş karşısındaki Halikarnas Balıkçısı sokağında, Sueno Cafe’de devam ediyor. 17 arkadaşımızla birlikte doğa harikası aynı zamanda şiirin başkenti Salihli’yi ziyarete geldik. Lidya otelde bir gece konakladıktan sonra bu güzel şiir etkinliğine katıldık. Siz dostlarımızla birlikte olmak bizleri çok mutlu etti. Şiirde ve sevgide bir arada olmak harika bir duygu diye menmuniyetini dile getirdi.

0 not

DİLLER DESTAN DÜĞÜNDE SADECE MUTLULUK VARDI

Eski Salihli AK Parti İlçe başkan yardımcısı ve emekli öğretmen Tevif Karayağız’ın biricik oğlu İsmail Karayağız ile Çökelek köyü eşraflarından Ersan İzmirlioğlu’nun biricik kızı Melike İzmirlioğlu’nun nikah şahitliğini AKP Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş ve Salihli Kaymakamı Ertan Peynircioğlu yaptı.

SALİHLİ // 23 Haziran 2014 // TOGA

Nikah şahitliğini AKP Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş ve Salihli Kaymakamı Ertan Peynircioğlu’nun yaptığı İsmail Karayağız ve Melike İzmirlioğlu’nun Kurşunlu Narlıbahçe Kır Düğün salonunda ki nikah törenine bin ikiyüzden fazla davetli katıldı.

Kır Düğün bahçesinde ki akşam yemeğinden sonra düğün salonunu dolduran davetliler canlı müzik eşliğinde gece 01.00 dek hiç durmaksızın eğlendiler. Gelinin Afyon Kocatepe Üniversitesi Konservatur bölümünde okuyan arkadaşları ise Türk Sanat Müziğinin bir birinden değerli eserlerini icra ettiler.

Beyaz gelinlik içerisinde bir prensesi andıran Melike İzmirlioğlu ve yakışıklı damat İsmail Karayağız salona geldiğinde konuklar rengarenk dilek balonlarını uçurup havai fişek gösterisi ile mest oldular.

MİLLETVEKİLİ MUZAFFER YURTTAŞ; “EVLİLİK KUTSAL MÜESSEDİR” 

Genç çiftlerin nikah şahitliğini yapan AKP Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş geline evlilik cüzdanını taktim ederken birde Kuran-ı Kerim ve Türk bayrağı hediye etti. 

Yurttaş çiftlere hitaben yaptığı konuşmada “Evlilik kutsal bir müessedir. Karşılıklı sevgi, saygı ise çok önemli. Bir birlerinizi her daim seviniz, destek olunuz. Ben okudum doktor oldum eşim yanımdaydı. Milletvekili olurken en büyük destekcim, yardımcım yine eşimdi. Sizlerde birbirlerinize bir sevgi bağı ile bağlanınız. Mutluluğunuz daim olsun” dedi. 

Salihli Kaymakamı Ertan Peynircioğlu’da genç çiftleri tebrik edip kutladı ve bu mutlu gününüzde aranızda olmaktan çok bahtiyarım. Sizlere ömür boyu mutluluklar diliyorum. Sevginiz daim olsun, her iki aileyde hayırlı olsun dedi. 

Takı sırasında dostları tarafından altın yağmuruna tutulan genç çift hayatlarının en mutlu gecesini arkadaşları ve akrabaları sayesinde doyasıya eğlenerek geçirdi. Düğünden sonra salonu terketmeyen konuklar genç çiftleri tek tek kutlayarak mutluluklar dilediler.